KAHVE SOĞUMADAN ÖNCE – TOSHIKAZU KAWAGUCHI

3395

Japonya’ya ve Japonlara karşı duyduğum sevgiyi çok kişi bilmez ama benim için ayrı bir yeri var o ülke ve insanlarının. Bu yazarın kitabını daha önce okumamıştım. Ama internette kitap hakkında okuduğum yorumlardan sonra okumaya karar verdim.

200 sayfalık ince bir kitap. Önce yazardan bahsedeyim. Toshikazu Kawaguchi, 1971 yılında Japonya’nın Osaka kentinde dünyaya gelmiştir. Sonic Snail adlı tiyatro grubunda yapımcılık, yönetmenlik ve oyun yazarlığı yapmıştır. Bir oyun yazarı olarak COUPLE, Sunset Song ve Family Time gibi eserleriyle tanınmıştır. Kahve Soğumadan Önce oyunuyla Suginami Drama Festivali’nde Büyük Ödülü kazanmıştır. Kahve Soğumadan Önce, roman türünde yayımlanmış ilk çalışmasıdır. (Kitaptan alıntıdır.)

Şimdi kitabın arkasındaki yazıya göz atalım.

‘Zamanda yolculuk edebilseydiniz kiminle buluşmak isterdiniz?

Tokyo’nun ara sokaklarından birinde, ziyaretçilerine özenle demlenen kahvelerini sunan yüz yıllık bir kafe bulunur. Yılın en sıcak gününde bile serin kalmayı başaran, yalnızca dikkatli gözlerin seçebileceği, bodrum katındaki küçük bir kafe… Öyle küçük ki üç masa ve altı sandalye ile mekan baştan başa doluyor. Duvarda ise her biri ayrı bir zamanı gösteren üç saat asılı. Etrafınıza bakındığınızda en hafif tabirle “sıradan” olarak niteleyebileceğiniz bu yerin kolaylıkla tahmin edilemeyecek bir hizmeti daha var. Zamanda yolculuk. Ancak bu, o kadar da kolay değil. Öncelikle belli bir sandalyeye oturmanız gerekiyor ki o, günde sadece bir kez masadan uzaklaşıp kısa süre sonra geri dönen bir hayalete rezerve edilmiş durumda. Eğer oturmayı başarırsanız süreniz dolana sandalyeden kalkmaz, kafeyi terk edemezsiniz. Bir kez daha görmeyi ümit ettiğiniz kişinin daha önce bu kafeyi ziyaret etmiş olması gerekliliği ve geçmiş ya da geleceği asla değiştiremeyeceğiniz gerçeği de cabası…

Ama hepsinden önemlisi, kahve soğumadan önce geri dönmek zorunda oluşunuz. Ne geçmişe ne de bugüne ait olan bir hayalete dönüşmek istemiyorsanız duvardaki antika saatlerin sesine kulak verin: “Tik-tak, tik-tak, kahve birazdan soğuyacak!” ‘

Şimdi kendi yorumlarıma geçiyorum. Olay örgüsü dikkatimi çekti, kitabı alır almaz okumaya başladım. Kitap bir kafede yaşananları konu alıyor. Dört bölüme ayrılmış: aşıklar, karıkoca, kız kardeşler, anne ve çocuğu. Kafe sahibi ve daimi müşterileri kafenin özelliğini biliyor. Kafede beyaz elbiseli bir kadının oturduğu iki kişilik masa dışında 2 tane daha çift kişilik masa var. Geçmişe gitmek isteyenler o beyaz elbiseli kadının tuvalete gitmesini bekliyor. Peki geçmişe gitmenin ne gibi şartları var? İlk şart o sandalyeden kalkmayacaksın. İkinci şart hiçbir durumu değiştiremezsin. Üçüncü ve temel şart, kahve fincanı tamamen doldurunca süre başlar. Kahve soğuyana kadar süren var. Eski zamanına dönebilmek için kahve soğumadan tamamen içmen gerekiyor. İçmezsen sonun onun gibi olur… Ya bir düşünsenize, çok özlediğiniz bir insanı 10 dakika bile olsa görebilme imkanınız var. Tabii siz o sandalyeden kalkamayacağınız için o kişinin sizin orada olduğunuz zaman diliminde kafeye uğraması lazım. Şimdi bölümlerin isimlerini tekrar düşününce size biraz çağrışım yapmıştır, her bölümde hangi konunun işlendiği.

Kitabın anlatımı çok açık ve yalındı. Kitabın her bölümünü okuduktan sonra farklı bir duyguyu, farklı anıları düşünmeye sürükleniyorsunuz. Bir bölüm eşinizi/sevgilinizi, diğer bölümde kardeşliğinizi, bir diğer bölümde ailenizi düşünüyorsunuz. Tabii sadece bunları değil, içindeki olay örgüsünü de…

İncecik kitap bu kadar duyguyu nasıl barındırır? Kitaba bayıldım. Tam bir nefeste okumalık. İnsani duyguları gün yüzüne çıkarıyor. Bence herkes en az bir defa okumalı. Sizde hemen almalısınız. Okuyunca bana haber vermeyi unutmayın, kitap üzerine sohbet ederiz.

Önceki İçerikYALNIZLIK BİR TERCİH Mİ MECBURİYET Mİ?
Sonraki İçerikBURSA’DA GEZİLEBİLECEK YERLER
Adım İrem Gül. Bilgisayar öğretmeniyim. Tam bir başak kızıyım. Hayatı benim açımdan görün istedim ve bu bloğu açtım. Dünya’ya İrem’in penceresinden bakmaya hazır mısın?