Bir anım yazımda daha sizlerle buluştuk. Anılarıma iyi veya kötü çok önem veririm çünkü karakter/kişilik oluşumunda oldukça önemli bir payları var. Özellikler ilkokul zamanlarımız… O zaman size minik İrem’in kaçış öyküsünü anlatmaya başlıyorum.
Minik diyorum çünkü ilkokul 3. sınıftaydım. Dün gibi hatırlıyorum. Okula geç kalmıştım. Tam kapıyı çalıp içeri girecektim, öğretmenimiz bir öğrenciye bağırıyordu. Korktum ve kapıyı çalmadım. Biraz bekleyeyim siniri geçsin dedim. O arada sınıf arkadaşım bir kız da geç kalmıştı. Niye girmiyorsun içeri dedi. Öğretmen bağırıyor, biz geç kaldığımız için bize de bağırırsa dedim. O da korktu. Ne yapalım diye düşündük. Arkadaşım da kaçalım gel, dedi. “Gezeriz okul saati bitene kadar sonra geri dönüp okuldan çıkmış gibi eve döneriz.” Çocuksun, çok iyi bir teklif gibi geliyor. Bende kabul ettim. Sonra biz okuldan çıktık. Onların evinin yakınlarında bir sağlık ocağı vardı. Arka bahçesinin boş olduğunu düşündük. Gidip orada oyun oynamaya karar verdik. Oyun oynarken arkadaşım birden durdu. “Komşumuz burada çalışan bir hemşire, yaramaz çocuklara iğne yapıyormuş, başka yere gidelim.” dedi.
Bu sırada annem öğretmenimi arayıp okulda olup olmadığımı sormuş. Öğretmenim de hiç okula gelmedi demiş. Annem akıllı kadın, başka kim gelmedi diye sormuş öğretmenime. O da birlikte kaçtığımız kız arkadaşımı söylemiş. Annem telefonu kapatıp o kız arkadaşımın annesini aramış. Onun annesi de duyunca şok olmuş. Orada olmadığımızı anlayınca annemi sarmış bir telaş. Nereye gider bu çocuklar diye düşünmeye başlamışlar. O zamanlar kardeşlerim küçük. Gurbet eldeyiz. Annem babamı arayıp benim kayıp olduğumu söylemiş. O da emniyetten çağrı yapılmasını rica etmiş. Bizim isimlerimiz okunmuş sırayla ama biz oynarken hiç duymamışız.
Biz o arada sağlık ocağının arka bahçesinden çıkmış, geziyoruz. Herkesten saklanarak geziyoruz bir de. Yakalanırsak ne olacağını kestiremediğimiz için apartman aralarından koşarak gidiyoruz. Ama çocuğuz sonuçta açıktık. Ne yapsak ne etsek derken arkadaşım üst komşularının iyi bir teyze olduğunu bize yiyecek vereceğini söyledi. Oraya doğru gittik.
Şimdi en heyecanlı kısma geliyoruz. Biz apartmana girip en üst kata çıktık. Teyze bize su ve yiyecek bir şeyler verdi. Sonra gezmeye devam edecektik. Sessizce merdivenleri indik. Apartman kapısını bir açtım ki annem, onun annesi ve polisler. Korkuyla geri içeri girdik, kapının arkasında duruyoruz. Kaçtık okula gitmedik diye bize kızacaklar, ceza verecekler belki de polisler bizi götürecek düşünceleri kafamda dolanıyor. Annem bir “İiirreeemmmm!!” diye bağırdı ama nasıl titredim anlatamam. Hem ağlıyor hem sarılıyor bana hemde kızıyor. “Neredeydin sen, çok korkuttun bizii.” Annem bir de tansiyon hastası oturduğu yerde kaldı. Hemen polisler yardım etti kalkmasına. Arkadaşımın annesi arkadaşımı azarlayıp vurmaya başladı. “Sen girdin dimi kızın aklına, uslu dursan neolur…” diyerek kızıyordu. Polisler aynı zamanda telsizden anons geçtiler bulunduğumuza dair. Sonra babalarımız geldi apartmanın önüne. Arkadaşım, anne ve babası ile evlerine çıktı. Bizde evimize gittik. Annem kardeşlerimi komşumuzun kızına bırakmış, polislerle beni aramış. Ne yaptık, neden kaçtık, nereye gittik diye tek tek sordu. Olan biteni olduğu gibi anlattım. Sonra öğretmenimi arayıp olanları ona da anlattı. Öğretmenimde “Yarın ben onlarla sınıfta konuşurum, merak etmeyin.” dedi. Anneme bize kızıp kızmadığını sordum. “Size kızmamış, bir arkadaşın hep ödev yapmadığı için ona kızmış.” dedi. “Çok korkuttun bizi.” nidalarıyla gece boyunca sarıldı. Başıma bir şey gelmediği içinde bol bol dua etti. Hata yapmıştım ama şanslıyım ki başımıza bir şey gelmedi. Eğlenceli bir anım olarak kaldı.








