Merhaba sevgili arkadaşlar, tercih dönemi bitti. Yerleşme sonuçları açıklandı. Benim kardeşlerimde tercih yapacaktı ve bende sizin geçtiğiniz yollardan geçmiş bir insan olarak sizlerin yeni bir hayata başlama heyecanınızı anlayabiliyorum. Tercih sonuçlarında ailenizden başka bir ilde okula yerleştiyseniz ilk aklınıza gelecek olan sorunlardan biri nerede kalacağım oluyor. Yurtta yapabilir miyim? Aparta/eve ilk seneden çıksam çok zorlanır mıyım? Emin olun hepsini bende düşündüm. Üç yıl özel bir yurtta kaldım, bir yılda yakın arkadaşlarımla apartta kaldım.
Öncelikle neden devlet yurdunda kalmadığımı/kalamadığımı açıklayayım. Neden öğretmenlik yazımda dediğim gibi ben ek tercihle yerleştim. Ek tercih sonuçları açıklanana kadar da yurt başvuruları bitmişti. Hem de kampüsün dışında ve fakülteye biraz uzak olduğu için ailem çok sıcak bakmadı. Öğrenci işlerinde kaydınızı tamamladıktan hemen sonra yurt tanıtımı yapan öğrenciler gelip kendi yurtlarını anlatmaya başlıyorlar. Hepsi sizi evinizde gibi hissettireceğini ve çok rahat olduklarını söylüyorlar. Bir de kız, erkek ve karışık olarak ayrıldıkları için genelde kız yurtları tanıtımı yapanlar yanımda bitiyordu. O arada broşürlerini alıp ailemle yemeğe gittik hem de bu kalma meselesini konuşacaktık. Bilmediğim bir ilde birlikte yaşayabilecek kadar tanıdığım arkadaşım yoktu. Bu yüzden tek yaşamayı çok istesem de cesaret edemedim. Zaten ailemde ilk yıldan apartta kalmamı istemiyordu. Etrafı, yaşayan insanları ve yapısını öğrendikten sonra eve çıkmanın mantıklı olacağını düşündük. Daha sonra Kampüsün içindeki özel yurda bakmaya karar verdik. Broşüründe karışık yazıyordu bu yüzden babam pek gönüllü değildi ama bakmanın zararı olmaz diyerek kabul etti.
Yurt fakülteme yürüyüş mesafesindeydi hatta pencereden bakınca fakültemizi görebiliyordum. Odalar ve yurt içerisinde sigara benzeri tütün ürünleri yasaktı bu yüzden her katta küçük bir sigara balkonu vardı. Kendisine ait oturma alanı, sinema odası, oyun odası, mutfağı ve kantini vardı. Kadın ve erkek güvenlikleri vardı. Kadın ve erkek öğrencilerin girişleri farklı yerdendi. Parmak izi sistemi ile odanıza çıkabileceğiniz turnikeler açılıyordu. Böylece sizin kaçta yurda girdiniz kaçta çıktınız kayıt altında tutuluyordu. Herkesin odasını açan kişisel kartları vardı. Öğrencilerdeki kartlar sadece kendileri için tanımlanmış odaları açıyordu. Teknik ekipteki ve güvenlikteki kartlar her odayı açıyordu. Üç blok şeklinde olan yurtta A blok erkek, C blok kız ve B blok bir katı erkek bir katı kız olacak şekilde düzenlenmişti. B blokta kız katı olan kısımda erkek tarafına geçilecek kapılar, erkek olan katında da kız tarafına geçilecek kapılar kilitleniyordu. Ortak alanlar birlikte kullanılabiliyordu. Mutfak, etüt odaları, kantin, lobi ortaktı. Çamaşır odası, ütü odası kız ve erkek olarak ayrılıyordu. Tek kişilik, iki kişilik, üç kişilik ve dört kişilik odaları vardı. Odalarda altında masa olan bir yatak vardı. Mini buzdolabı vardı. Dolaplar vardı. Temizlik görevlisi ablalar haftada 1 tüm odayı temizliyordu. Yurdu çok beğenmiştim. Sosyal etkinlikleri vardı; partiler, yürüyüşler, okullara yardım gibi. Ailemde beğenmişti. Hemen müdürü ile tanıştılar ve anlaştılar. Kahvaltı ve akşam yemeği paketleri vardı ek bir ücretle. Ben istememiştim. Zaten her zaman kahvaltı yapmıyordum ve okulun yemekhanesi hemen yurdun önünde olduğu için akşam oradan yiyebilirdim. Bu yüzden yemek paketini almadım. Kayıt yaptırmıştık.
Birkaç gün sonra dersler başlamadan yurda gittim. Gerçekten o kadar çok eşyam vardı ki beş kişi bir defa da bitiremedik. Birde kız tarafına erkekler giremediği için babam yukarı çıkamamıştı. O girişe kadar getirdi biz taşıdık. Beni yerleştirdiler gittiler. Yurt toplamda yedi katlıydı. Odam beşinci kattaydı. Pencereden bakınca birkaç fakülte ve cami görünüyordu. C blokta kalıyordum. Yurdun hemen önünde de okulun yemekhanesi vardı. Gayet güzeldi. Sonra oda arkadaşımla tanıştım. Çok tatlı ve güzel bir kızdı. Üç kişilik odada iki kişi kalıyorduk. Bu yüzden üçüncü yatağı ortak kullanıyorduk. Yurdun giriş çıkış saatleri vardı. Son giriş gece 12 de yapılıyordu. Yurda gelinmediği gün yani sistemde parmak izi taramasında adınız 12den sonra yoksa direk aileye öğrenciniz yurda giriş yapmamıştır diye mesaj veya arama şeklinde bilgilendirme yapılıyordu. Odalarda elektrikli eşya yasaktı. Ama düzleştirici, maşa veya epilatör serbestti. Ütü, su ısıtıcı, elektrikli ocak, el robotu gibi tehlikeli olanlar yasaktı. İlk yıl çok güzeldi, orada kalan sınıf arkadaşlarımla birlikte okula yürüyorduk. Oda arkadaşım sıcakkanlı bir kızdı ve çok eğlendiğimiz günler olmuştu. Annemle kardeşlerim Ankara’da olduğu için ilk haftalar her hafta sonu eve gidip geliyordum. Çamaşırlarımı da eve götürüyordum. Sonuçta yurtta yeniyim makineleri ne kadar temiz bilmiyordum, güvenemedim. Oda arkadaşımda Beypazarı’ndan geliyordu yani oda evine çok uzak değildi. Oda genelde gidip geliyordu hafta sonları evine. İkinci dönemin başında benim liseden bir arkadaşımda bizim odaya geçmişti. Üç kişi olmuştuk. Onun erkek arkadaşı da benimle aynı sınıftaydı. Dördümüz güzel bir arkadaş grubu olmuştuk. Bahar partisi, Yılbaşı partisi, mangal partisi vs. derken ilk yıl yurtta çoğu eğlenceli anılarla bitirdik. Çok memnun kaldığım için ikinci yıl içinde kayıt yaptırdım.
İkinci sınıfa geçeceğim yazda İstanbul’a taşındı annemler babamın yanına. Artık her hafta sonu yanlarına gidebilecek kadar yakın değillerdi. Neyse dedim yurda alıştım zaten civarını biliyorum, oda arkadaşımı da çok seviyorum kalırım burada. Yurtta değişiklikler olmuştu. Çamaşır ve kurutma makinesine zam gelmişti. Kantin artık kız mutfağı olmuştu. Yine de en azından kimlerle kaldığımı biliyordum. Odada arada tartışmalarımız oluyordu ama güzel vakitlerde geçiriyorduk. Kimi zaman güldük kimi zaman ağladık. Birlikte yemekler yapıyorduk, alışveriş merkezine gidiyorduk, kafelere gidiyorduk. Benim en çok zorlandığım konu ailemin yanına gidemiyor oluşumdu. Yurtta mutfak vardı ama ben her istediğimi pişiremiyordum. Çünkü ortak alan olduğu için bir şey pişirdiğinde tüm yurtta kokuyordu ve insanların ister istemez nefsi çekebiliyordu. Hatta şöyle bir anımı şuraya sıkıştırmak istiyorum: Bir gün mutfakta yemek hazırlarken kızın birisi yanımızda kurabiyeler yapıyordu. Mutfakta sıcak-soğuk su, mikrodalga, ocak ve fırın vardı. Kız kurabiyeleri yaptı fırına koydu. Bende Hamur işi çok severim. Birde ailemin yanına gidemediğim için hasretim sıcak sıcak yemeye zaten. Pişince nasıl güzel koktu anlatamam size. İstemsizce arkadaşımla tepsiye nasıl baktıysak kız ikram etti sağ olsun. Hiç bu konularda çekingen biri olmadığım için direk aldım. Ama dedim içimden kim bilir kimlerin nefsi çekti ama alamadılar. O zaman zaten karar vermiştim bu mutfakta böyle şeyler pişirmemeye. Onun dışında yurtta çok sorunum yoktu. İkinci dönemin sonuna doğru odadaki diğer iki kız arkadaşım bir olaydan dolayı sonraki sene aynı odada kalmamaya karar verdiler. Birisi gitti birisi aynı odada kaldı. Bende odamı değiştirmek istemediğim için aynı odada kaldım. İlk yıl iki kişi başladığımız odada yine aynı iki kişi ikinci yılı kapatmıştık. Odalarda eşya bırakmak yasaktı çünkü yazın odalarda tadilat yapılıyordu ve eşyalara bir şey olmasını istemezdik. Bende tüm eşyalarımı İstanbul’a tek başıma taşıyamazdım. Bu yüzden kolileyip yurdun deposuna koymaya karar verdim. Bir de şöyle bir şeyle karşılaşıyorsunuz, ben 3 valizle gelmiştim nasıl 6 valize çıkmış bunlar? Cidden abartmıyorum özellikle kızlarda yaşanıyor bu durum. Yurtta teknikte çalışan çok sevdiğim bir abi vardı. Ben yardım ederim kardeşim sana dedi. Birlikte depoya taşıdık. İkinci yılım için yurtta şunu söyleyebilirim size, artık çalışanlar olsun kalan öğrenciler olsun birçok kişiyi tanıyordunuz ve kimin ne yapıp yapmayacağını bir durum karşısında nasıl tepki vereceğini kestiriyordunuz. Bu yüzden kafam rahattı ama kafelere geliş gidiş sıkıntıydı. Bir şeye ihtiyacınız olunca kampüs dışına çıkmanız gerekiyordu. Yürüyerek gece sıkıntı olabiliyordu. Araç hep olmuyordu. Bu yüzden üçüncü sınıfta aparta çıkmak istiyordum. Benimle kalan arkadaşıma sorduğumda çok sıcak bakmadı. Yalnızda çıkmak istemiyordu. Tek kalmaktan korkmuyordum ama hastalandığında yardım edebilecek bir şeye ihtiyacın olduğunda güvenebileceğin biriyle olduğunu düşünmek daha mantıklı geliyordu. Oda arkadaşımı da çok seviyordum dediğim gibi bu yüzden üçüncü sene de orada kalmaya karar verdim. Kayıt yaptırdık.
Üçüncü sene başlamıştı. Yurtta çok arkadaş edinmiştim ve çoğu zamanımı okul dışında yurtta geçiriyordum. Diğer odadaki arkadaşlarımın yanına gidiyordum beraber vakit geçiriyorduk. Geçen yıl yaşadığım sıkıntılar aynıydı. Çamaşır ve kurutma fiyatları da artmıştı. Ama üçüncü yılım olduğu için bedava haklar verilmişti. İlk yıldan sonra her yıl veriliyordu. Onları ve arkadaşlarımın haklarını kullanırım diye düşünmüştüm. Bu yıl bir de İngilizce kursuna yazılmıştım. Neyse ki kampüs dışına servis koyulmuştu da çok zorlanmayacaktım. Geçen yılda vardı ama bu kadar sık değildi. Bu sene ücretli olmuştu. Özel yurtta iseniz her şeye para vermeyi göze alın arkadaşlar. Bunların dışında yurdun önüne kırtasiye tarzı bir yer açılmıştı, market açılmıştı, minik kafe tarzı bir yer vardı. Yurdun zaten kafesi vardı, onun dışında bir yer daha olmuştu. Bunların açılması çok iyi oldu. Bu arada Ramazan ayı ikinci döneme denk geliyordu. Bu yüzden hemen Ramazan için yemek paketi oluşturulmuştu ücreti mukabilinde. Bizim oda arkadaşımla üçüncü yılımız olduğu için böyle şeylere ihtiyacımız yoktu. Yemek yapmak için her şeyi ya evden getirmiş ya da satın almıştık. Kendimiz halledebilirdik. Çok sıkışırsak yemek söylerdik. Gece 12’den sonra kampüse giriş yasak olduğu için o saate kadar yemek söyleyebiliyorduk. Baya bir süre bunun sıkıntısını yaşadık. Hatta hiç unutmam o yıl Ramazan ayında odada veya mutfakta yapıyorduk sahurumuzu. Alışveriş yapmıştık her şeyimiz vardı. Bir sahur vakti her şeyi hazırladık. Tam yiyeceğiz ekmek paketini bir açtık ekmek küflenmiş. Ne yapalım diye düşünürken arkadaşım aşağıdaki markete gitti orda da ekmek kalmamış. Son çare dedik Ramazan paketini dağıtanlar bize ekmek verirler mi diye soralım. Odalar arası ve idari katla görüşmek için sabit telefon vardı. Hemen aradım sordum tabi gelin alın dediler. O gün sahurumuzu da son dakikalarda öyle yaptık. Üçüncü yılımızı tamamlıyorduk ve oda arkadaşım mezun oluyordu. Hem çok mutlu hem buruktu içim. Üç yıllık dostum gidiyordu. Son sene ne yapacağım diye düşünmeye başladım. Stajım vardı buradan gitmek zor olurdu, zaten 2 gün okulum vardı. Dershaneye gidecektim. Hepsi buradan çok zordu. Ailem çok sıcak bakmasa da aparta çıkmaya karar verdim ve onları ikna ettim.
Apartlarda kız, erkek ve karışık olarak ayrılıyordu. Kiminde güvenlik vardı kiminde yoktu. Giriş-çıkış saati çoğunda yoktu. Tek tek hepsini gezdim. Fiyatları nedir? Kaç kişilik? İçi nasıl? Sahipleri nasıl? Yakınında neler var? Bunların hepsini inceledim. Ben kendini bilen biriyim o yüzden güvenlik ve giriş-çıkış saati olmasına gerek yok diye düşündüm. Çok sevdiğim kız arkadaşlarım vardı. Onların kaldığı apart hem fiyat olarak uygundu hem de konum açısından merkeziydi. Kampüs kapısının hemen karşısındaydı. Orada kalacaktım ama onların evinde yer yoktu. O zaman şöyle düşündüm: “ Zaten yeni biriyle kalmak zorundasın, en azından alo desen yardımına koşacak insanlarla aynı binada olman daha iyi.” Bu düşünce ile gittim apart sahibi ile tekrar konuştum. Anlaştık ve sözleşme yaptık. O sıra arkadaşlarımın evindeki bir kız bazı sebeplerden aparttan çıktı ve ben hemen onlarla konuştum. Üçü de uygun bulunca onlarla kalmaya karar verdim. Artık dört kız iki kişilik iki odalı bir apartta kalacaktık. Apartın altında spor salonu vardı, kafe ve markette vardı. Yurtta da spor odası vardı ama verdiğiniz ücrete değecek şekilde değildi. Burayı çok sevdim. Dördüncü sınıf başlamıştı. Dershaneye yürüyüş mesafesinde, canım ne isterse anında alıp yiyebilecek kadar yakınım. Spora bile başladım. Hastane de yakındı. Birde evde fırınımız vardı. Önceki yıl arkadaşlarım sağ olsun yapıp getiriyorlardı ama artık kendim pişirebilecektim. Çok mutluydum. Güzelce yerleştim. Burada yurttan farklı olarak temizlik size aitti. Aparta ait bir süpürge vardı onu kullanabilirdiniz. Vileda ve temizlik malzemelerinizi kendimiz alıyorduk. Aylık birlikte ev alışverişi yapıyorduk. Ben tatlı düşkünü biriyim canım istedikçe kafe, pastane gezip yiyordum. Hatta şöyle söyleyeyim 5 kilo almıştım. Spora gidiyordum, derslere gidiyordum, staja gidiyordum, dershaneye gidiyordum ama artık hepsi yakın olduğu için bir günde halledebiliyordum. Canım mı sıkıldı hemen bir arkadaşımı arayıp buluşabiliyordum. Yurtta bu imkanım yoktu. Hastalandım mı hastane iki adım yerde. Zaten 4. Yılım olduğu için artık tanıdık taksici abi, pastaneci abi felan çok vardı. Tek zorluğu Tüm ev arkadaşlarım ailelerinin yanına gittiğinde yaşadım, çok hastalandım ve ayağa kalkamıyordum. Hastaneye gitmek için taksiyi aradım ama inemiyordum aşağı. Kız apartı olduğu için taksici abi çıkamıyordu ve ben 3. Katta kalıyordum. Asansörde yoktu. Allah razı olsun bir kız arkadaşımı aradım hemen geldi beni indirdi birlikte hastaneye gittik. O zaman yalnız yaşamanın tek zorluğunu görmüş oldum. Onun dışında odayı sırayla temizliyordunuz. Arkadaşlarınız sizde kalabiliyordu. Yurtta dışarıdan öğrenci almak yasaktı.
Velhasıl şunları söyleyebilirim; ilk yıl yurt bence mantıklı olan. En azından çevreyi ve insanları tanıma fırsatınız oluyor. Daha sonra aparta/eve çıkabilirsiniz. Ama arkadaşlarınızı çok iyi seçmeniz lazım. Benim apart arkadaşı tarafından soyulan arkadaşlarım oldu, iftira atılan arkadaşlarım oldu, tabiri caizse kötü yola sürüklenmeye çalışılan arkadaşlarım dahi oldu. Bir de şunu ekleyeyim en iyi arkadaşımla çıkarız diyorsanız yakın arkadaşlık ve ev arkadaşlığı çok farklı şeyler. Sana çok temiz görünür evde pislik içinde yaşıyordur. Hiç yemek yapmaz. Evde hoşlanmayacağın durumlarla karşılaşabilirsin. İzin kavramını bilmez ve sizin her eşyanızı kendi malıymış gibi kullanabilir. Daha sayabileceğim çok neden var. Bu yüzden benden tavsiye hemen atlamayın.
Umarım bu yazımda aklınıza takılan sorularınıza cevap bulabilmişsinizdir. Elimden geldiğince, hatırladığım kadarıyla ayrıntılarına yer vererek anlatmaya çalıştım. Sormak istediğiniz bir şey olursa sosyal medya hesaplarımdan bana ulaşabilirsiniz ya da mail atabilirsiniz.








