Bana dizi mi film mi diye sorsalar rahatlıkla film derim. Diziye göre film daha kısa ve net diye düşünüyorum. Benim gibi her şey bir an önce olsun diyenlerdenseniz hemfikirizdir. Ama bazı diziler var ki izlerken kendimi kaybettim (hala arada izliyorum.). Bir de bunlar Türk dizileri olunca ayrı bir gururlanıyorum ne yalan söyleyeyim.
Benim açık ara en sevdiğim Türk dizisi ‘Sihirli Annem’. Küçüklüğümden beri milyonlarca defa izledim. Hala ne izlesem diye düşününce aklıma ilk o gelir. Zamanında çok tartışmaya neden olmuş bir dizi. Neden? Çocuklar yok olmaya çalışmış, kapılardan/duvarlardan geçmeye çalışmış, masalların gerçek olduğunu düşünüp o ülkeleri bulmaya çalışmışlar. Ailelerin gerçek olmadığını anlatmasına rağmen yaşanmış ki bu gayet normal. O yaşta çocuklar bu şekilde düşünürler. Bence bu her dizide/filme olabilecek bir etki, bu kadar büyütülmesi gereksiz. Velhasıl bazı aileler dediğim gibi uygun bulmayıp izletmemiş bazıları izletmiş. Benim sevme nedenim biraz farklı. Ben aile olmalarını, gerçek hayattaki gibi kardeş kavgalarını, birbirlerini kıskanmalarını, sevmelerini, aşık olmalarını gerçek hayata uygun bulduğum için seviyorum. Biraz daha açmak gerekirse klasik Türk dizilerini(zengin kız- fakir oğlan, patronuna aşık olanlar, ihanet, ihtiras, çarpık aileler…) çok sevmiyorum. Hayatın doğru yansıtılması gerektiğini düşünüyorum. Şunu diyenler elbet olacaktır e bu dizide periler, cadılar, devler vs. var onlar gerçek hayatta yok. Elbette yok, bunlar düşsel şeyler. Ama yurttan alınan bir çocuğun aileye kabulü var, kardeş kavgası var, anne-baba kavgası var, şiddetin normal olmadığını yalanın kötü bir şey olduğunu hatta en büyük sihrin sevgi olduğunu anlatması var. Çocuklar yaşlarına uygun davranıyorlar, önceden büyümeye çalışmıyorlar veya küçükmüş gibi davranmıyorlar. Yeri geliyor ders veriyor yeri geliyor eğlendiriyor, çocuklarla izlemeye uygun, absürt sahneleri yok. Her olay iyilikle çözülüyor(ki benim en sevdiğim yönlerinden birisi bu çünkü bende dünyayı sevginin kurtaracağına inananlardanım. ). Kısacası her insanın en az bir defa sihirli annem izlemesi gerektiğini düşünüyorum.
Bir başka bahsedeceğim dizi ‘Yedi Numara’. Üniversite için İstanbul’a gelip aynı evde kalan 6 öğrenci ve bir işsizin hayatını anlatıyor. 3 sezon sürmüş bir komedi dizisidir. Kızlar 4 kişi ve şehirli, erkekler 3 kişi ve taşralı. Şehirli ve taşralı diye belirtme sebebim yaşamlarındaki farklılıkları ekrana yansıtmaları. Yaşam tarzları, giyimleri, konuşmaları, dünyaya bakış açıları bambaşka ama bir çatı altında toplanmışlar. Dizinin adının yedi numara olma sebebi yaşadıkları evin numarası yedi. Olay şöyle başlıyor ev sahipleri Vahit ve Zeliha evlenir, İstanbul’a yerleşir. Çocukları yoktur. Yerleştikleri ev 7 numaralı ev. Ev baya büyük olduğu için en üst katını mühendislik okuyan 4 kıza kiraya verirler. Sonra Vahit’in ağabeylerinin 2 oğlu üniversiteyi kazanır ve Vahit’in yanında kalmaya başlar. Onlarla birlikte başka bir ağabeyinin işsiz oğlu da ticarete atılmak için onlarla birlikte İstanbul’a gelir. Ev büyük dedim ya, onlarda bu evde kalmaya başlar. İlk zamanlar birbirlerine karşı çok mesafeli olmalarına rağmen sonra büyük bir aile olurlar. Aralarında kültür çatışmaları, anlaşmazlıklar çıksa dahi bir şekilde hep çözerler. Aralarında yaşanan olayları konu alır bu dizi. Yöresel dille mizahın en güzel anlatımlarından biridir. Şimdiki zamanda bir evde bu kadar yabancı insan kalsa kim bilir neler olur ancak o dizide o zamanda çok güzel ilerliyor her şey. Mutlaka izlemelisiniz.
‘Sıdıka’ dan da bahsetmek istiyorum. 3 sezon sürmüş bir komedi dizisidir. Sıdıka Saka ve Saka ailesinin maceralarını anlatır. 1997-2003 yılları arasında çekilmiş, o zamanı yansıtan bir dizidir. Sıdıka normal bir ev kızı gibi görünür ama içinde çok farklı bir dünya barındırır. Evin içinde bulduğu her kitabı, yazıyı okur her bilgiyi öğrenir. Okula gönderilmemiş olmasına rağmen çok gelişmiş, ileri görüşlü bir kızdır. Aklı az olan bir abisi, baskıcı ve alkolik bir babası, Sıdıka’nın sorunlu olduğunu düşünen ve bir an önce onu evlendirmek niyetinde olan bir annesi vardır. Sıdıka’nın günleri evde kapalı kalarak geçmektedir ve dış dünya ile tek bağlantısı pencereden dışarıyı izlemektir. Birçok kişi bu diziyi zamanında sevmemiş hatta hala sevmeyen büyük bir çoğunluk var. Tabii ki babasının şiddet göstermesi, alkol kullanması hoş şeyler değil. Ama bence eğlenceli bir diziydi. Sıdıka’nın kendine güveni, dünyaya bakış açısı, evden kaçma çabaları, insanların onu salak görmesine rağmen çoğundan zeki olması dizinin hoşuma giden yanlarındandı. Ayrıca aile içi şiddet şimdi olduğu gibi o zamanlar da çoktu. Bu yüzden bunun diziye yansıtılması gayet normal. Kız çocuklarının okutulması o zaman çok zordu hatta aynı dizideki gibi evde oturup koca bekletiliyor ve evi çekip çevirmesi öğretiliyordu. Günümüzde bu düzen aynı mı, birçok kesimde evet. Yani çoğu kişinin dizilerde görünce ‘Çok ayıp, kötü şeyler gösteriyor.’ dediği olaylar gerçek hayatın kesitleri. Ben genelde bu tarz dizilerden hoşlanıyorum. Çünkü hayatın gerçekleri yalanlarından daha izlenmeye değer geliyor bana. Misal Kırgın Çiçekler dizisi de aynı mantıkta benim için. Taciz, tecavüz, terk edilmeler, hayatın zorluklarına yalnız mücadele etme çabası… Tüm bunlar gerçek. Hatta eminim ki bu tarz dizileri izlerken ‘Sanki benim hayatımı dizi yapmışlar.’ diyen çok kişi vardır. Önemli olan bu dizileri izledikçe hayatımıza şükredip bunları önlemek için neler yapmalıyız diye düşünmek olmalı.
Sizlerin favorisi olan dizilerde elbet vardır, ben en sevdiklerimden konuşmak istedim. Unutmayın diziler sadece kurgu ve oyuncular bunu canlandırıyor. Elbet geçek yanları vardır ama o gerçek insanları bilmek biraz zor oluyor. Size tavsiyem her diziden kendinize bir ders çıkarmanız ve gerçek hayata karşı gözleriniz kapatmamanız. İyi seyirler.
Web sitemizde size en iyi deneyimi sunabilmemiz için çerezleri kullanıyoruz. Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, bunu kabul ettiğinizi varsayarız.Tamam