Bu kız hiç sinirlenmiyor mu, her durumda sadece gülüyor mu? Sorularınızı duyuyorum, okuyorum. Bende bir insanım ve sinirlerimi aldırmadım. Her duygunun yaşanmasından yanayım. Tabi yaşarken etrafı yakıp yıkmak veya susup pusmak değil kastettiğim.
Biz kadınlar belli zamanlar çok sinirli oluruz. Özellikle o zamanlar kendimi sakinleştirmekte zorlanıyordum ama öğrendim. İlk olarak kendime içimden “Sakın pişman olacağın bir şey yapma/söyleme.” deyip susturuyorum. Eğer kalabalık bir ortamdaysam; arkadaşlarımla, ailemle veya öğrencilerimleysem yalnız kalabileceğim bir yere geçiyorum. Aşırı sinirliysem ve elim ayağım titriyorsa düşmemek için oturuyorum. Yoksa odanın içinde hızlı hızlı yürüyorum. Sakinleşmek için beni mutlu eden anlarımı düşünüyorum. Herhangi bir insanı düşünmenizi önermem çünkü aranız bozulursa veya o kişiye sinirlenirseniz, o düşündüğünüz kişi daha fazla sinirlenmenize sebep olur. Evcil hayvanınızı, bitkinizi, yatağınızın kenarındaki ayıcığınızı veya en sevdiğiniz şiirin birkaç satırını düşünebilirsiniz. Ben kaktüsümle konuşmayı çok seviyorum ve imkanım varsa onun yanına kaçıyorum. Gözlerimi kapatıp olan biteni içimden, aramızda oluşturduğum köprüde anlatıyorum. Canım isterse ağlıyorum. Söylemek istediğim her şeyi ona anlatıyorum ama sessizce. O anki sinirimi azaltıyor. Sonra dikkatimi dağıtmak için genelde cebimde olan kulaklıklarımdan birini takıyorum ve müzik dünyasına bırakıyorum kendimi.
Her zaman bu işe yaramıyor. Bazı zamanlar sinirlendiğimde canım çok acıyor, çok üzülüyorum. Yine yalnız kalabileceğim bir yere geçiyorum. Gözlerimi-kulaklarımı dünyaya kapatıyorum ve kalbimi açıyorum. Rabbimle konuşuyorum içimden. Ona anlatıyorum derdimi, kederimi. Ondan istiyorum acıma ortak olmasını. Biliyorum ki O ol derse olur, sadece anlatıyorum ve ağlıyorum. Acılarımın, gözyaşlarım aracılığıyla vücudumdan uzaklaştığını hissediyorum.
İkisi de işe yaramaz mı diyorsunuz, çok stresli, sinir katsayınızı arttıran bir işiniz mi var. Bir dövüş/savunma sporuna yazılın. Çok ciddiyim. Olmadı bir kum torbası veya punching ball alın. Harika bir sinir atma yöntemi. Hem sinirinizi atıyorsunuz hem de yumruğunuzu kuvvetlendiriyorsunuz. Ben bu düşünce ile başlamadım. Nasıl başladığımı daha önce bir yazımda anlatmıştım. Ama bu yönden çok etkili oluyormuş. Deneyin.
Şunları da duydum: “İçinizden yüze kadar sayın.” “Eşyalara yönelin, onları parçalayın.” Bence bunlar işe yaramıyor. Ben eşyalara zarar verince vicdan azabı çekiyorum, bir de onunla uğraşmak istemiyorum.
Hiçbirinin işe yaramadığı zamanlarda oluyor. O an sinirle içimdeki her şeyi kusmamı söyleyen ses baskın geliyor ama en fazla 2 dakika. Sonra İrem diyorum, kendine gel. Bunları sadece sinirle düşünüyorsun, mantığın devre dışı. Pişman olup özür dileyeceksin ama kalp yarası özürle tamir edilmez, kalıcı olabilir. Beynime sus emirleri veriyorum.
En sevilmeyen huyumda telefonda sinirlendiğim zaman yaptığım. O an çok sinirliysem ve kendimi susturamayacaksam telefonu kapatıyorum. Karşımdakinin önemi yok. Sakinleşince arayıp sinirliyken onu kırmak istemediğim için kapattığımı açıklıyorum. Genelde ilk seferde sinir olup sonra anlayışla karşılıyorlar. Açıkçası bence iyi bir alışkanlık oldu. Ne karşımdaki insanı kırıyorum ne de vicdan azabı çekiyorum. Miss gibi..
En başta dediğim gibi kendime telkinler veriyorum, pişman olmamak için. “Sinirden söyledim.” “Sinirle oldu, isteyerek yapmadım.” Gibi savunma gözüken saçma sözlerden hoşlanmıyorum. Tamamen irade ile alakalı olduğunu düşünüyorum. Tüm vücuduna hükmetmeni sağlayan organın beynin değil mi? Seninki bozuk sanırım keyfine göre davranıyor, demek istiyorum bu cümleleri söyleyenlere. Beyninize hükmetmeniz önemli. Her şey düşüncede bitiyor yani. Olmuyor mu, sinirlendiğinizde kendinizi tutamıyor musunuz? Bir bilene danışın. Bilen derken psikologlardan bahsediyorum. Zaten onlar ciddi bir sıkıntınız varsa psikiyatriye yönlendirecektir. Unutmayın sinir de diğer duygularınız gibi bir duygu ve baş etmek sizin elinizde. Hiçbir yanlışınızda onun arkasına saklanmayın.








