Öncelikle herkese merhabalar, bu ilkyazım ve çok heyecanlıyım. Uzun zamandır yazmayı, yazdıklarımın benimle aynı düşüncede olan insanlara ulaşmasını istemiştim ancak bu güne kısmetmiş. Umarım cümlelerimde kendinizden birkaç parça bulursunuz.
Ben sosyal medya kullanmayı seven birisiyim. İnsanlarla iletişim kurmayı, elimden geldiğince bildiğim konularda yardım etmeyi isterim ve sosyal medyanın bu konuda çok iyi bir araç olduğunu düşünüyorum. Bu şekilde kullanmaya çalışıyorum. İletişime geçtiğim insanlardan da genelde “Nasıl bu kadar mutlusun, nereden geliyor bu mutluluk, sırrını bize de ver…” şeklinde sorular alıyorum. Bu yüzden ilk yazımın bu konuda olmasını istedim.
Sırrımı açıklamadan önce birkaç konudan bahsetmek istiyorum. Bu dünya üzerinde çok kalabalık bir insan grubu olarak yaşıyoruz ve hayat şartlarımız olsun yaşam stilimiz olsun farklılık gösterebiliyor. Ancak hepimizi birleştiren bir nokta var. Her birimiz bir kadının ve bir erkeğin kromozomlarından meydana geldik ve dünyaya gözlerimizi açtık. Bu kadına ve erkeğe genelde anne-baba ismini veriyoruz. Belki şu an yanınızdalar belki değiller. Belki hiç tanışmadınız belki de tanımamış olmayı dilediniz. İşte bu noktada ayrılıyoruz. Dünyaya geldikten yani doğduktan sonra yaşadığımız hayatlar bizi birbirimizden farklı kılıyor. Bu şekilde düşünüyoruz daha doğrusu. Bu sizce ne kadar doğru? Fiziksel engeli, zihinsel engeli bir kenara bırakın hepimiz insanız dimi? Doğduktan sonra dünyaya gelmiş ve YAŞAMAYA BAŞLAMIŞ İNSAN oluyoruz. Doğum günü terimi bile bunu hatırlatır. Artık dünyadasın ve hayatın başladı. Her doğum günümüzde demez miyiz bir yıl daha yaşlandın, bir yıl daha olgunlaştın diye? Bu da her yılın, her yaşın, her günün aslında biz istesek de istemesek de bize bir şeyler kattığını gösterir.
İşte tam burada ayrılabiliriz. Hayatımızın birkaç yılını bizden yaşça büyük insanların gözetiminde geçiririz. Bu birkaç yıl kimimiz için beş kimimiz için on kimimiz için daha uzun bir süredir. Sonuçta bir şekilde kendi hayatımıza atılırız. Kimimiz ekonomik seviyesi daha yüksek bir şekilde kendi hayatına daha kolay adapte olurken kimimiz çok zor şartlarda bir şeyler başarmaya çalışır. Kim bilir belki siz bunu okurken sevdikleriniz hayattadır ya da çoktan melek olmuştur. Belki hiç anne-babanızı tanımadınız, hiç âşık olmadınız, hiç sevilmediniz. Belki bu yaşa bu seviyeye maddi manevi destekle geldiniz ya da tam tersi dişinizle tırnağınızla kazıyarak milim milim geldiniz. Belki en büyük acınız düştüğünüzde bacağınızda açılan bir yara oldu ya da acı kelimesi geçince sadece gülerek tepki verdiğiniz anlatılması güç olaylar yaşadınız. Milyonlarca hatta trilyonlarca sebep, olay vs. sayabilirim burada. Ancak unutmayın geçmişte veya gelecekte yaşamıyoruz. Geçmiştekilere anı, gelecektekilere plan veya hayal diyoruz. Fakat biz tam şimdi şu anda yaşıyoruz. Bunları da hatırlattığıma göre sırrımı açıklayabilirim.
Yaşınız kaç olursa olsun siz bu yaşa iyi/kötü olaylar yaşayarak bir şeyler öğrenerek geldiniz. Hiç sevilmediğinizi mi düşünüyorsunuz, siz çevrenizdeki her bir canlı/cansız varlığı sevebilirsiniz. Sizin gibi hiç sevilmediğini düşünen birine fark etmeden dokunabilirsiniz. Belki de fiziksel bir engeliniz var. Unutmayın beyninizi hala kullanabiliyorsunuz ve o sizin en büyük hazineniz. İş mi bulamıyorsunuz? Demek ki yeterince çabalamamışsınız. Kaç yıldır uğraşıyorum daha ne kadar çabalayacağım mı diyorsunuz o zaman bir yerde minik bir hatanız olabilir bence dikkatle inceleyin. Ailenizle hiç anlaşamıyor musunuz, biraz düşünebilirsiniz siz mi bir hata yaptınız acaba onları kıracak? Konuşmak harika bir çözüm yoludur. Hem bilmeden bir hata yaptıysanız görme imkânınız olur hem de onlar sizi bilmeden kırdıysa öğrenmiş olurlar. Hiçbir erkek veya kadınla ilişkiniz yolunda gitmiyor mu, bunun sebeplerini araştırabilirsiniz. Demek istediğim ilişkiler hakkındaki makaleleri okumak değil, karşınıza o kişiyi alıp konuşabilirsiniz. Eğer hiç konuşamıyoruz direk kavga kıyamet diyorsanız çift terapisini denemelisiniz. Böylece iki tarafta kendi eksik/yanlış yönlerini görebilir.

İşte benim sırrım bu. Çikolatayı tadabildiğim için, uyandığım için, nefes aldığım için gülüyorum. İstediğim bir kitabı aldığım için, üniversitede eğitim görebildiğim için hatta istediğim bölümü okuyabildiğim için çok mutluyum. Hayatımda bu güne kadar milyonlarca insanla tanışabildiğim için-kimi şu an hayatımda kimi değil- çok şanslı hissediyorum. Kötü olaylar tabi ki yaşadım/yaşıyorum ama bunlar çoğu gerçeği değiştirmiyor. Kötü olaylar birer deneyim, iyi olaylar güzel anılar düşüncesiyle bakıyorum. En önemlisi kendimle barışığım. Eksik yönlerimi de artı yönlerimi de biliyorum. Hiçbir zaman yapamam demiyorum elbet yapabilirim ama bir günde ama on günde ama iki yıl içinde. Kendinize güvenin ve asla küçük görmeyin. Son olarak her birinizin mutluluk sebebi içinizde sadece daha keşfedememiş olabilirsiniz diyerek bu yazımı tamamlamak istiyorum.
Yazımla ilgili yorumlarınızı heyecanla bekliyorum. Bana sosyal medya hesaplarımdan ya da mail adresimden ulaşabilirsiniz. Sevgiyle kalın…








