LİSE ANILARIMDAN (12. SINIF)

4049

Bu yazım ilk yazımın devamı niteliğinde olacak. O yüzden ilk yazımı okumuş olduğunuzu varsayarak genel hatlarını tekrar anlatmıyorum. Lise son sınıfa 8 kız 5 erkek olarak 12-C sınıfında başlamıştık.

Biz aslında eşit ağırlık sınıfıydık, e şubesiydik ama bir sayısal sınıfı kapandığı için bizi c yaptılar. Sınıftaki iki kız arkadaşımız edebiyat dersimize giren öğretmeni istemedikleri için d şubesine geçtiler.  Giderek azalıyorduk. Ayy bir olay var onu anlatarak başlayacağım. Sınıfta birkaç arkadaş bir alt sınıflardan birkaç kişi ile tartışma yaşadılar. Daha sonra sınıftaki çoğu kişi disipline gitti. Çünkü alt sınıftaki kızlar müdür yardımcısına çok yakınlardı. Ben olayın olduğu yerde yoktum ama bende kendimi müdür yardımcısının odasında buldum. Çünkü kız o da vardı demiş ve sevgili müdür yardımcımız kamera kayıtlarına bakmak yerine hemen inanmış. Tüm sınıf arkadaşlarım benim gibi şok oldu. Ben ki örnek öğrenci belgesi olan bir öğrenciyim, disiplin ve benim uzaktan yakından alakam olamaz. Müdür yardımcısı bizi hiç dinlemezken bu haksızlıktan kurtulmak için içimden dua ediyordum. Sonra müdür yardımcımız sicilime bakıp hiç suç kaydım olmadığı için beni affettiğini söyledi. Haksız yere getirildiğim durumdan kurtulduğum için sevinsem mi bana bu stresi yaşatıp derse girmemi engelledikleri için onlardan nefret mi etsem bilemiyordum. Tabi ki nefret etmedim, nefret kalbi karartır ve ben kalbimi kırmızı seviyorum. Çok şükür deyip elimi yüzümü yıkamaya lavaboya gittim. Sonra diğer arkadaşlarım da geldi. Onlarda beni o odada görünce şok olmuşlardı. Ama hepimiz atlattık. Kiminin siciline işledi kiminin işlemedi. Ama o anı o odayı hiç unutmuyorum. Bir de suçsuz olarak çağırılmak ne kadar kötü bunu düşünün. Kendinizi savunuyorsunuz ama umurlarında değil. Tamamen insaflarına kalmışsınız. Diyecek söz bulamıyorum.

12.sınıfın ayrı bir stresi var, bitiren herkes bilir. Üniversite sınavı var ve hayatınızı belirleyecek bir sınav. Sonra o çok sevdiğiniz ikinci ailenizden ayrılıyorsunuz. Çok il değiştirmiş biri olarak ayrılıklara alışmış olmam gerekir ama maalesef hep duygusala bağlayıp ağlarım. Bunların yanı sıra ergenliğin zirvesindesiniz, depresif takılıyorsunuz. Karşı cinse ilgi artıyor ama bende bu pek işlemedi. Ben hep aynıydım, şu an gibi. Özel hayatımı anlatmayacağım, o yüzden bu kısmı geçelim. Bu kadar strese rağmen çok güzel şeyler yaşadım. Ekmeğimi paylaşmayı öğrendim. Kime güvenip güvenemeyeceğimi seçtim. Her hafta sınıfta pasta kesiyorduk. Bol bol gün tarzında yiyip içip eğleniyorduk. Okulda forma zorunluluğu vardı. Ben 3 sene boyunca giydim. Ama belli bir süre sonra yıkamaktan soldu tabi. Her sabah okulda kontrol olurdu, kimler okul kıyafeti giymemiş diye. Beni de giymemiş kısmına çektiler. Şok oldum. Hocaya “3 yıldır giyiyorum son sınıfta mı çekeceğiniz geldi?” dedim ama nafile. Veliye mesaj gidecekmiş. Ben bunu duyunca gülmeye başladım. Hoca sinirlendi niye gülüyorsun dedi, benim annem nasıl evden çıkıp nasıl geri döndüğümü bilir süs bitkisi değil dedim. Yüz ifadesi değişti ama bozuntuya vermedi. Sonra beni hiç sevmedi ama napayım gerçek bu. İnsan çocuğunun evden nasıl çıktığını bilmez mi?

Bunların yanında çok kötü olaylar da oldu. Son sınıfta sınıfa dahil olan bir kız çok yanlış bir hareket yaptı ve o hatayı en yakınım dediğim arkadaşıma yaptı. Ben ve diğer sınıf ahalisi tepki gösterdi. Ama ne oldu, hatanın yapıldığı kişi yanı en yakınım olan kişi onu savundu ve benim herkesi kışkırttığımı durdurmadığımı düşünerek beni bir sabah aniden hayatında çıkarma kararı almış. Bende sonra öğrendim. Açıkçası o zaman çok üzülmüştüm. Ama bana destek olan dostlarım sayesinde ayakta kaldım, hedeflerimden sapmadım, kişiliğimi bozmadım. Demek ki ben de hep mutlu değilmişim kötü olaylarda yaşamışım. Önemli olan zaten kötü olay yaşamak değil o olayı kapatıp hayatınıza devam edebilmeniz. Nasıl kapattım bu olayı, onu da söyleyeyim. Karne günü geldi, hakkını helal et dedi, helal oldun dedim. Sarılmak istedi ama ben bunu istemedim. Kindar bir insan değilim, kin ve nefret kalbi kararttığı için hiç yaklaşmadım. Ama onu orada bıraktım ve hayatıma devam ettim. Hiç hatırlamıyor değilim bazen hatırlıyorum. Güzel veya kötü birçok birlikte anımız var ama o artık sadece anılarımda yaşayan bir insan olarak kalacak.

Affetmek bir erdemdir, bunu unutmayın. İnsanız elbet hatalarımız olur. Önemli olan affedilemeyecek bir şey yapmamak. Sevin, sevilin. Hata yapın, ders çıkartın. Özür dileyin, affedin. İnsanlığınızı kaybetmeyin.

Önceki İçerikSİNEMA MI TİYATRO MU?
Sonraki İçerikKRISTIN HANNAH – BÜLBÜL
Adım İrem Gül. Bilgisayar öğretmeniyim. Tam bir başak kızıyım. Hayatı benim açımdan görün istedim ve bu bloğu açtım. Dünya’ya İrem’in penceresinden bakmaya hazır mısın?