9.sınıfımı diğer yıllarımdan ayıran en büyük fark, anneannemler ile yaşamamdı. 8. sınıftan sonra SBS puanlarıma göre ailemin yaşadığı ilçedeki tüm okullar düşüktü. Bir de az çok eğitim düzenlerini biliyordum, bundan dolayı orada kalmak istemedim. Ailem de anneannemler ile yaşamama izin verdiler. Oradaki liseleri tercih listeme yazdım. Elbette yerleştim. Beni anneanneme taşıdıktan sonra gitti annemler.
Okulun ilk gününü hiç unutmuyorum. Anneannemlerin evi 2 katlı, alt katında en küçük teyzemler(teyzem, eniştem ve minik kuzenim) oturuyor. Ben hiçbir yeri bilmediğim için eniştem beni okula götürdü. Ben ısrar etmesem sınıfa kadar çıkaracaktı. Sağ olsun ama ben yürüyebiliyorum. Okulun kapısında ayrıldık. Annemler servise de yazdırmıştı, plakasını öğrendim ona göre binecektik. Bahçede herkes arkadaşları ile konuşuyor, hasret gideriyordu. Benim tanıdığım kimse yoktu. Duydum ki okulun kapısına kim hangi şubede yazılı kağıtlar asılıymış, gidip hemen sınıfımı öğrendim. 9A sınıfındaymışım. Sınıfa bakmaya çıktım. İlk katta öğretmenler odası, müdür ve müdür yardımcısının odası vardı. İkinci katı 9.sınıflara ayırmışlardı. Kütüphanenin yanı bizim sınıftı. İçeri girdiğimde tahta tekli masa ve sıralar vardı. Yine herkes arkadaşıyla yakın oturmuş konuşuyor. Ben girince yabancı geldim sanırım herkes bir baktı. Bende istediğim sıraya oturdum. Sonra sırayla kızlarla tanıştık; Sena, Beyza, Didem, Cansu, Elif, Zehra… Hepsi çok şekerdi. Sonra tüm sınıfları okulun önünde sıraya dizdiler. Müdür konuşma yaptı ve okul kurallarını söyledi. Benlik sorun yoktu, bildiğim şeylerdi. Giriş-çıkış saatleri, telefon yasak, etek boyu dizin 4 parmak altında olacak, okul forması dışında giyinmek yasak, etek altına opak siyah çorap, tozluk ve renkli çorap yasak… Sonra geri sınıflara çıkarıldık. Sınıf öğretmenimizle tanıştık. Çok iyi bir kadındı. Telefon yakalanınca aileler okula gelip almadan verilmeyeceğini söyledi. Parmak kaldırıp ailemin burada yaşamadığını, iletişim kurmak isteyeceğini söyledim. Ders bitimi gel konuşalım, dedi. Ders sonu durumu anlattığımda her gün okula getir, müdür yardımcısının odasına koy öğle aralarında konuşursun, dedi. Bu şekilde anlaştık.
Okul çok güzeldi. Sınıfım, öğretmenlerim, arkadaşlarım… Okulda sevmediğim nadir şeyler vardı. Mesela 2.dönem gelen fizik öğretmenimiz… Onu sevmemek için çok nedenim var, bir tanesini anlatayım. Çok hastalanmışım ama dersi kaçırmamak için okula gittim. Fizik dersiydi. Önde oturuyordum. Derste nasıl olduğunu bilmiyorum uyuyakalmışım. Ama o kadar hastayım ki ateşim 38’i görmüş, istemsizce uyumuşum. Tabi uyuyakaldığım sıra anlamamıştım, sonra hocanın başıma gelip sınıfın ortasında bana bağırıp, azarlamasını hiç unutmuyorum. Bana kaldır kafanı, derste uyunmaz diye bağırıyordu ama kafamı kaldırmayı geçtim tutamıyordum bile. Hırsı geçene kadar bana bağırdı, daha sonra derse devam etti. Teneffüste sınıf öğretmenimizi çağırdı arkadaşlarım, beni eve gönderdi. Olanları anlatınca ben fizik öğretmeninizle konuşurum dedi. O gün benim hasta olmamı umursamayıp beni sınıfın ortasında rezil eden, kendisini yüceltmek için beni yeren o öğretmeni asla sevmeyeceğim. Hiçbir zamanda onun gibi olmayacağım. Dönem sonuna doğru gelecek yıl için bölüm seçeceğimizde bana “Sayısal seçersen seni asla fizikten geçirmem, mezun olmazsın.” Deyişini hiç unutmayacağım.
Ayrıca o seneye ait unutmadığım bir ayrıntı daha var. Benim olduğum yerden servise 2 kişi binerdik. Ben ve yan komşumuzun oğlu. O da başka bir 9.sınıf şubesindeydi. Bir gün servisten inerken önce o indi, sonra ben inecektim. Adım attım ve her şey tepe taklak oldu. Kendimi bir an yerde buldum. Servis şoförü benim inmemi beklemeden gaza basmış bende arka üzeri düştüm, kafamı da kaldırıma çarpmışım. Neye uğradığımı anlamadım. Anneannemlerin mahallesindeki bir yorgancı ağabey vardı. Koşarak geldi, komşumuzun oğlu da yanımdaydı. Beni kaldırdılar. Servis şoförü de biraz gitmiş sonra servistekiler düştü deyince durmuş, iyiyim deyince gitti. Yorgancı ağabey gel seni eve götüreyim dedi. Yürüyorum ama nasıl bilmiyorum. Resmen beynim sarsıldı. Eve gelince ben çıkarım dedim, ağabeye teşekkür edip uğurladım. Eve gittim kapı duvar. Anneannemde teyzemde gezmeye gitmiş. Anneannemin evinin yedek anahtarı ile girdim içeri. Canımın acısı ve korku ile bir anda ağlamaya başladım. Sonra annemi aradım, hemen anneannemi ve teyzemi aramış. Anneannem geldi ilk, başımda şişlik vardı. Korku ile hastaneye gittik. Beyin tomografisi ve kafatası filmi çektiler. Bir sorun yok görünüyor dedi. Eve döndük. Annemler servis şoförümü değiştirdi. Düşmeme sebep olan servis şoförü de bir arayıp geçmiş olsun demedi. Yeni servis şoförüm de teyzemin lisedeki servis şoförü çıktı. Çok minnoş bir amcaydı.
9.sınıfa dair hatırladığım en kötü anılarım bunlar sanırım. Gerisi hep eğlenceli, gülmeli mutlu anılar. Kimya öğretmenimin beni şeker kız Candy diye sevmesini, İngilizce öğretmenimin beni dil sınıfına almaya çalışması, okul çıkışı servisi kaçırınca sınıf öğretmenimizin beni eve bırakması, mangal partimiz, öğle aralarında kaçak göçek tavuk döner alıp gelen arkadaşlarımız, kütüphane kulübünde bol bol kitap okumam, üst sınıftaki erkeklere bizim kızların hayran olması ve benim sohbet edip arkadaş olmam, sırf o gıcık fizikçi yüzünden sayısal bölüm seçememem… Çok güzel dostluklar edindim. Bir sürü anı ile ayrıldım. Hayatımın en düşük yazılı notunu(ilk matematik yazılısından 25) aldım. Çok sevdim, çok sevildim. Ayrılırken çok üzüldüm ama hepsi benim için güzel bir anı olarak kaldı, her daim var olacaklar.








