Birkaç spor dalıyla ilgilendim ama devam etmeyi düşündüğüm dal kickboks. Peki benim gibi minicik bir kızın ne işi var dövüş/savunma dalıyla sorusunu eminim sizde düşünüyorsunuz?
Oldum olası vurdulu kırdılı filmleri severim. Özellikle kötü adamların karşısında duran kadınların kavga etmesine hep hayranlık duyup acaba bir gün bende böyle kavga edebilir miyim diye düşünürdüm. Hatta birinde ‘Göster Gününü’ diye bir film serisini izledim. Tüm seriyi izlemenizi tavsiye ederim. Küçük bir kızın efsane dövüşü ile büyülenmiştim ben. O gece rüyamda kızın yerinde kendimi görmüştüm ve sabah neden olmasın dedim. Ancak yataktan kalkıp hazırlanınca o kendime olan güvenim uçup gitti. Çünkü aynaya bir baktığımda “Kızım sen beden eğitimi derslerine bile girmemiş insansın, o hareketleri yapabileceğini düşünüyor musun gerçekten?” diyen kafamın içindeki ses beni alt etmişti. Üniversite birinci sınıftaydım ve kırılganım zaten. Hemen vazgeçmiştim daha doğrusu içime gömmüştüm.
Üniversite ikinci sınıfta spora başlayayım dedim ama salonlar yurda uzak diye vazgeçtim. Derken son sınıfta spor salonlarına yakın bir yerde kalacaktım. Ama içimde hala kickboks isteği var. İlk salonları inceledim. En iyisi hangisi, genişliği nasıl, temiz mi diye tek tek gezdim. Öğrendim ki oralarda dövüş salonu veya dersi yokmuş. Hayal kırıklığımı tahmin edemezsiniz. Neyse dedim dans etmeyi de severim ona katılayım dedim. Böylece yine kickboks hayalim kursağımda kaldı.
Öğretmenliğe başvurduğumda daha doğrusu kpss’den sonra salon aramaya başladım. Neden bu acele derseniz hem artık içimde tutamıyordum hem de zamanın kısa olduğunu fark ettim. Sevdiğiniz ve istediğiniz ne varsa onun peşinden gidin, yapamasanız bile keşke deneseydim demezsiniz. Olmadı dersiniz. Ayrıca sevdiğiniz şeyleri yaptıkça hayattan keyif alma oranınız artıyor.
Babam ve birçok arkadaşım yapamayacağımı, beni hırpalayacaklarını söyleyip durdular. Ama kendimde sevdiğim bir huy var ben yaparım dedikten sonra elbet bir şekilde yaparım. Bundan dolayı bu sefer yapacaktım, kararlıydım. Hazırlandım, internette bulduğum salonlara bakacaktım. İstanbul’a hatta oturduğumuz yere de çok yabancıydım. Navigasyon ile geziyordum. Bir salonun yerini buldum ama salon yerine galeri vardı. İçerideki abiye bir sorayım dedim, girdim içeri. Tonton bir amca buyurun dedi. Ben bir dövüş salonunu arıyorum dedim. Adam beni bir süzdü, neden dedi. Eğitime başlayacağım deyince bir güldü. Salonun adını söyleyince aa orası benim oğlumun salonu demesin mi? Buradaydı taşındı dedi, nerede tarif edin dedim, kızım navigasyon ile geziyorsun ben oğlumu arayayım birini yollasın kaybolma dedi. Yok ben bulurum diyorum ama adam o arada aradı bile oğlunu. Kısmet ya açan olmadı. Tabi amca başladı oğullarını övmeye. Ben dayanamadım siz tarif edin ben bulurum dedim kapıdan çıktım. Tarif etti ama bulamadım. 4 saat aradım ama yok yani. Kısmet değilmiş dedim.
Vazgeçmedim. O salon veya başka bir salon bulunacaktı. Babam ve annem bir salondan bahsetti ama o sıra hayatımdaki diğer olaylardan arada kaynadı. Tabi unutmamıştım. Okulun ikinci döneminin başında evde iken birden kafama esti ve kalkıp hazırlandım. Gidip görüşecektim ailemin bulduğu salonla. Yine navigasyonla gittim. Bu sefer buldum. İçeri girdim, bir hoca ve öğrenci vardı. O an birebir daha iyi ilerleyebileceğimi ve rahat olacağımı düşünerek birebir ders almaya karar verdim. Hoca ile konuştum ve haftaya deneme dersine gelin kesin kararınızı verin dedi.
Sonraki hafta derse gittim. Çalıştığım için ancak haftasonu okulda işim çıkmazsa gelebilecektim. Ders yaptık, hoca ile de anlaştım, sıra ödemeye geldi. O konuda da anlaşınca rahatladım. Her haftasonu bir gün gidiyordum. Daha 2. Ay bile olmadan virüs geldi ve salon kapandı. 1 haziran ile devam ettim ancak ders saatim bitince devam edemedim. 12 ders saati birebir eğitim aldım. Yumruk vurmayı, tekmeleri baya öğrenmiştim. İmkanım olursa devam edeceğim.
Şunu açıkça söyleyebilirim, bir dövüş kulübünde bir kadının ne işi var diyen çok oldu. Pazara gelen teyzeler durup beni izlerdi. Hep ne güzel onlara örnek olurum diye düşünerek daha iyi yapmaya çalıştım. Ayrıca kadın-erkek değil de insan mı karşınızdaki diye bakıp hoca seçin. Hocam çok düzgün ve efendi bir insandı. Hem dertleşirdik hem ders yapardık. Bana kendimi savunmayı öğretirdi. Hocamın da hem emekleri için hem ağabeyliği için buradan tekrar teşekkür ederim.
Hiç dayak yemedim ama yememek için kendimi nasıl kollamam gerektiğini öğrendim. Tabi sıkıntılı hareketlerim oldu ama çok şükür az morluklarla atlattım. Herkesin özellikle tüm kadınların kendini savunması gerektiğini düşünenlerdenim. Çünkü biz “Zayıf gördüm, öldürdüm.” diyebilecek kadar kansız insanlar ile aynı ülkede yaşıyoruz. Her daim ayaklarınızın üstünde durup kendinizi müdafaa edin. Ben zayıf bir insanım ancak doğru teknik ile güçlü bir yumruk atabilirim. Artık biliyorum. Kendinize güvenin. İstedikten sonra her şeyi başarabilirsiniz.








