İSKENDER PALA – ABUM RABUM

4069

Çok fazla Türk yazar okuyan biri değilim. Belkide genelde yabancı yazarların kurgusundan hoşlandığım içindir. Ama çoğuna bir defa olsun hak verip bir kitabını okuyorum. İskender Pala için ağır bir yazar olduğunu duymuştum. Kitapları kalın ve zor ilerliyor deniyordu. Yine de dediğim gibi kendim bir defa okurum.

İskender Pala, 8 Haziran 1958 Uşak doğumludur. Türk profesör, yazar ve divan edebiyatı araştırmacısı ayrıca T.C. Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Politikaları Kurulu Başkanıdır. Okuma hayatına Peyami Safa’nın eserleri ile başladığını belirten yazar, ilk okuduğu kitapların 9. Hariciye Koğuşu ve Yalnızız olduğunu söylüyor. Ömer Seyfeddin, Refik Hâlid, Reşat Ekrem okunduktan sonra, Osmanlı tarihi ve edebiyatla tanışması Erzurum ve İstanbul’daki üniversite yıllarına denk gelmiş.

Ben Abum Rabum ile yaylada bir yaz günü tanıştım. Okuyacak kitabım kalmamıştı ve soluğu en yakın kırtasiyede almıştım. Kitabı kırtasiye sahibi ağabey önermişti. Yeni basılmış gündemde olan bir kitaptı. Çok kalın gözüküyordu ama okurdum. Ansiklopedi okuyan kızım ben. Böylece aldım.

Önce tarihi ve dini kitap sandım. Bu tarz okumaktan çok hoşlanmam. Ama üç dini birleştiren bir yeri ve Müslümanlığı çok güzel şekilde yansıtan bir karakteri olması hoşuma gitmişti. Hz. İbrahim’i üç ayrı din adamı da kendisi için atası şeklinde görmüş.

Kurgu şöyle başlıyor. Tokyo’da işlenen bir cinayet çözümlenmeye çalışıyor. İlk başta bir polisiye roman gibi gözüküyor. Oysaki yaşadığımız coğrafyada olan Orta doğu konularını içeren çok iyi bir eser. İnsanların kardeş dediği insanları nasıl katledebileceğini, yok sayabileceğini okuyorsunuz.

Üç din adamı da Hz. İbrahim’in onlara miras bıraktığını düşündüğü yerin gizemini çözmeye çalışıyorlar. Onlara derken o dine inanan kişilere bırakıldığını varsayıyorlar. Kitapla gizemi çözmeye çalışıyorsunuz. Tokyo ile ne alakası var demeyin. Oradaki akademisyenin bulması ölümüne sebep oluyor. Çok fazla kitabı anlatmak istemiyorum. Ancak şunu diyebilirim, yurt dışından gelen düşünceler İstanbul’da harmanlanmış. İyi adamlarda kötü adamlarda var her kitapta olduğu gibi. Onlara mantıkla yaklaşan bir Müslüman konuları çözümlemelerine yardım ediyor.

Ben genelde farklı dine mensup insanların eserlerini okurum. Yahudiliği, Hristiyanlığı okurken hiç aklımda bir soru işareti oluşmadı. Çünkü ben zaten dini inancı kuvvetli biri olduğumu düşünüyorum. Kapalı olabilirim ama her inancı öğrenmek, içeriğini bilmek isteğim oldum olası var. Bence sizlerde dini görüşünüz ne olursa olsun farklı inanç sistemlerine karşı metinler okumalısınız. Ben bir insanın bir kitap okuyup din değiştireceğini düşünmüyorum ancak siz benim inancım zayıf emin olamıyorum derseniz inancınız kuvvetlendiğinde okuyabilirsiniz. Kitap okuyunca inancınızın değişmeyeceğini düşünme sebebim bir de tek bir kitapla din değiştirilmesini çok mantıklı bulmuyorum. Ben her işi yaparken en ince ayrıntısına kadar araştırıp, okur ve karar veririm. Sizlerde bence bir konuda karara varmadan önce her noktasını inceleyin. Aynı mantıkla bir kitapla da bir dine düşman da olunmaz. Okuduğum yazarlar bazen kendi görüşü olmayan dinleri tasvir ederken kötü yönlerini tamamen gözler önüne sererek diğer insanları da etkilemeye çalışıyorlar. Ancak ben hiç o yönlerini umursamayarak okuyorum. Hatta şunu diyeyim. Kendi dini görüşünün iyi yönlerini göz önüne serdiği için baya bilgi ediniyorum. Kötü yönlerini belirttiği dinleri de araştırıp öğreniyorum. Benim açımdan oldukça verimli oluyor.

Kitaptan konumuz sapsın istemiyorum ancak bu kitabı okurken yukarıda verdiğim tavsiyelerimin işe yarayacağını düşünüyorum. Kitabın kalın görünmesinden hiç gözünüz korkmasın ilk bir kaç bölümden sonra su gibi akıp gidiyor. Umarım sizde okuyunca benim kadar kendinize birçok şey katarsınız.

Önceki İçerikARKADAŞLIK
Sonraki İçerikİLKOKUL SEVİYESİNDE KULLANILABİLECEK ÖRNEK KODLAMA KİTAPLARI
Adım İrem Gül. Bilgisayar öğretmeniyim. Tam bir başak kızıyım. Hayatı benim açımdan görün istedim ve bu bloğu açtım. Dünya’ya İrem’in penceresinden bakmaya hazır mısın?