Ben izlediğim filmler bana bir şey katsın isterim. Ama biyografi türünde film izlemek çoğunlukla cesaretlendirir. Çünkü biyografik filmleri yapılan kişiler genelde hayatlarında kötü şeyler yaşamış ancak pes etmemiş, yenilmemiş kişilerdir. İçiniz umut aşılar, her şeyi başarabileceğiniz hissi ile doldurur. Ayrıca biyografik film izlemenin sevdiğim başka bir yanı da adını duyduğum insanların hayatlarını öğrenmek oluyor.
Sosyal Ağ filminden başlamak istiyorum. David Fincher tarafından yönetilen ve Aaron Sorkin tarafından yazılan 2010 Amerikan biyografik drama filmidir. Yılların sosyal paylaşım sitesi Facebook’un kurucusu Mark Zuckerberg ve arkadaşlarının öyküsü. Üniversite öğrencisi olan Mark, 2003 yılının bir ekim gecesi sarhoş kafayla Harvard Üniversitesi’nin sistemine sızar. Kız arkadaşı tarafından terk edilmiştir ve bunun acısını kampüsteki tüm kızların bilgisinin olduğu bir veritabanında birleştirmek ister. Yazdığı uygulamada ekranın iki yanındaki kızların fotoğraflarını oylayarak hangisinin daha güzel olduğu seçilebilmektedir. Mark sayfanın adına Facemash adını verir. Sitenin başarısı hızla yayılır fakat Mark’ın kadınlara olan nefreti ve bu yolda gizlilik kurallarını ihlal etmiş olması Harvard Üniversitesi’nin de tepkisini çeker. Bu durum sitenin evrilerek Facebook’a dönüşmesine olanak sağlar. Öncelikle yalnızca Harvard’da kullanılan Facebook, daha sonra diğer üniversitelerde de açılır ve lvy League’den Silikon Vadisi’ne tüm dünyada yayılmaya başlar. Artık ünlü oldu hayatı tozpembe zannetmeyin. Kadınlar yönünde şanssızlığı devam ederken bir zaman sonra arkadaşları ile de sıkıntılar yaşamış. Siz, sosyal medya denilince akla ilk gelen, yediden yetmişe herkesin bildiği uygulama Facebook’un arkasında yatan gerçekleri ve kurucusu Mark Zuckerberg’in hayatını merak etmiyor musunuz?


Aslında daha yazılabilecek birçok film, izlenmeye değer milyonlarca hayat var ancak ben şimdilik sizlere bu kadarını önermek istedim. Umarım izlediğinizde sizlerde benim kadar hayatta daima dik durmanız gerektiğini, ne olursa olsun yıkılmamayı hissedersiniz. Hayat hep tozpembe olamaz ama siz elinizden geldiğince hayatınızı renklendirebilirsiniz. Biraz sarı, biraz yeşil belki biraz da mavi…







