İlk olarak size şunları sormak istiyorum. Dürüst müsünüz? Dürüst müyüm? Her an, her durumda mı? Bu sorulara cevap verdiyseniz bir de benim açımdan dürüst kim, gelin bakalım.
Ben, karşımdaki insandan her durumda dürüstlük beklerim. O gerçek beni üzecekse duymalıyım. Benim hakkımdaki her şeyi bana söylemeli. Şunu demek istemiyorum, herkesten duyduğu lafı taşısın değil de hakkımdaki iftira veya aslı olmayan şeyler duyuyorsa kibarca uyarmalı. Bu da dürüstlüktür bence. Şöyle düşünün; arkanızdan aslı olmayan bir olay duyuluyor ve yayılıyor. Herkes bu olaya göre size yaklaşıyor. Siz bunu duyduğunuzda, ‘Çok dürüst’ dediğiniz kişinin bunu duyup gizlemiş olması size nasıl hissettirir? İşte kastettiğim de bu, dürüst olunmadığı için kendinize ihanet edilmiş gibi hissedersiniz. Benim gözümde o asılsız olayı çıkaranlar ile gizleyenlerin bir farkı olmaz. Bunu duyunca karşımdaki kişinin dürüstlüğünü sorgulamaya başlarım ve her yaptığı her söylediği şeyde acaba bir şey gizliyor mu düşüncesi olur. Aramızdaki ilişki zayıflar. Çünkü ister arkadaşınız ister sevgiliniz ister kardeşiniz olsun, dürüst olmadığı bir durumla karşılaştığınız anda ona bakış açınız değişir. Her baktığınızda her konuştuğunuzda içinizdeki güvensizlik kendini hissettirir.
Genelde bozuk ilişkilerin içinde yalan-dürüst olmama- durumu vardır. İhanette de, yalanda da, iftirada da bununla karşılaşırsınız. Sevgiliniz artık sizi sevmediğini, ilgi duymadığını söylese üzülürsünüz. Ama bunu söylemek yerine sizi aldatırken görseniz, yakalasanız üzülmek ne kelime yıkılırsınız. Ben acı çekmeyi yıkılmaya tercih ederim. Belki de en yakın dostum dediğiniz insan kendinizi müdafaa etmeniz gereken bir durumu size söylemiyor. Birbirinize yaslandığınız o omuz bir sarsıntı yaşamaz mı? Yıkılmaya hazır konuma gelmez mi? Oysa ne güzel bir sözümüz var: ”Dost acı söyler.” Bu da işte dürüstlüktür.
Yani sadece yalan söylememek değil gerçeği gizlememek de dürüstlüktür. Açıkçası bu durumla karşılaştığım kim olursa olsun arama mesafe koyuyorum ve o mesafe aradaki bağın kopmasına neden oluyor. Güzel bir durum mu, değil. Ama kendimi daha büyük hayal kırıklıklarından kurtardığımı düşünüyorum.
Peki ben böyle bir durumda ne yapıyorum? Tanıdığım biri hakkında hoşuma gitmeyen şeyler duyduysam… Karşımdaki kişiyi zaten tanıyorum ve söylenenlerin aslı astarı var mı gözlemliyorum. Gözlem bence çok önemli bir olay. Beden dili, dil sürçmeleri her şeyi anlatıyor. Sonra eğer aslı olmadığına inanıyorsam karşımdaki kişiyi uyarırım. Gidip senin için böyle böyle diyorlar, demem. Şu yaptığın paylaşım, şu yaptığın hareket sanırım yanlış anlaşılmış/anlaşılıyor biraz daha mı dikkat etsen derim. Ne gibi derse, duyduklarımı sanki kendi düşüncelerimmiş gibi anlatırım ve dikkat etmesi gerektiğini düşündüğümü söylerim. Belki kırılır belki çok incinir. Hatta bu kız beni tanımıyor mu da bunları düşünmüş diyebilir. Olsun başkasından duymasındansa benden duysun ben kötü olayım. Belki o an yaptığımı anlamaz ama aslını öğrenince anlar. Şimdi benim direk kimden duyduğumu söylememem size yalan-gizleme gibi gelse de amacım laf taşımak ara bozmak olmadığı için bence doğrusu bu. Zaten “Yalancının mumu yatsıya kadar yanar.” Sözündeki gibi o kişi kendisini elbet gösterir. Benim amacım onun yıpranmasını, kırılmasını azaltmak olduğu için uyarıyorum.
Bu yaptığım kimine göre doğru kimine göre yanlış, bence doğru ve ben bana böyle davranılmasını isterim. Çünkü üzüleceksem bile sevdiğim güvendiğim insanlardan olmamasını isterim. Çok önemsemediğiniz sevmediğiniz kişilerin size kötülük yapması, sevdiğiniz güvendiğiniz insanların yapması kadar fazla yaralamaz. “Zaten güvenmiyordum, artık hiç güvenmem.” der geçersiniz.
Başta sorduğum sorulara gelirsek, sizce dürüst müyüm? Siz dürüst müsünüz? Her an, her durumda aynı mı? Hala aynı düşünüyorsanız zaten hemfikirmişiz. Düşüncelerinizde bir soru işareti oluşturduysam dikkat etmenizi tavsiye ederim.








