Yeni bir gezi yazımdan herkese merhaba. Bilmeyenler için ben ilkokul yıllarım dahil yaklaşık 9 sene Antalya Elmalı’da yaşadım. Bu yüzden orada ilkokul zamanlarımdan çok yakın arkadaşlarım hatta kardeşlerim var. Ara tatilde Ramazan olmasına rağmen gezmeye gittim. Oruç oruç günde 20.000 adım atarak 1 gün Elmalı’yı, 2 gün Antalya’yı gezdim.( Antalya’da gittiğim yerleri merak ederseniz https://www.ireminpenceresinden.com/antalyada-gezilebilecek-yerler/ linke tıklayarak okuyabilirsiniz.) Peki bir günde Elmalı’da nereleri gezdim?
Önce şunu belirtmeliyim, Antalya Elmalı dini açıdan önemli görülen bir yer. Büyük zatların yaşadığı varsayılır hatta türbeleri vardır. Benimde gittiğimde nasıl denk geldiyse Kadir gecesiydi. Gittiğimiz çoğu yer kalabalıktı. Şehir dışından gelen insanlar, spikerler, kameramanlar… Bizde güzel bir güzergah ayarladık.
Bize en yakın olan Elmalı (Arkeoloji) Müzesi ile başladık. Birçok eski medeniyete ev sahipliği yapmış bu bölgede o kadar çok geçmişe dair kalıntı var ki Antalya’da çok müze var. Biri de Elmalıda idi. Orada yaşamış medeniyetlere ait paralar, kıyafetler ve eşyalar vardı. 2 katlı bir müze ve bahçesi de var. Çok güzel bir dizaynı vardı. Benim gibi müze gezmeyi sevenlere tavsiyem, mutlaka ziyaret etmelisiniz.
Yol güzergahından giderken Ömer Paşa Cami’ye uğramadan olmazdı. 15 yıl önce gördüğüm gibi değildi tabii ki. Ama hisleri aynıydı. Maneviyatı olan yerleri hep sevmişimdir, huzur verir. Burası da öyleydi. Bahçesinde iken bir an gözümün önünden çocukluk anlarım geçmedi desem yalan olur. 8-10 yaşlarındaki İrem’i gördüm. Ailesi ile dondurma almış yürüyüş yapıyordu. Arkadaşım içerisi yenilendi gel bakalım dedi o sıra. İçeri girince tertemiz bir cami olduğunu fark ettim. Kullanılıyor ama tertemiz. Kadın girişinden girdik. Çok güzel bir alandı. Genelde camilerde kadın alanları dar olur, burada öyle değildi. Kadın alanı balkon gibi bir yerdeydi, aşağı bakınca tüm cami, kocaman aydınlatma ve duvar işlemeleri muhteşem bir manzara sunuyordu. Dini inancı ne olursa olsun bence her insan duvarlardaki motifleri, ortamın uyumunu izlemeyi sever. Burası da tam öyle bir cami, mutlaka uğrayın.
Tarihi Elmalı Evlerini gezerek yukarı doğru çıktık. 15 yıl önce bu evler yoktu ama restorasyon yapılırken çok güzel yapılmış, tarihi doku bozulmamış ama toparlanmış. Ben çok sevdim.
Ziyaret ettiğimiz ilk zat Sinan-ı Ümmi olacaktı. Ancak tadilat olduğu için sadece dışardan dua edip yola devam etme zorunda kaldık. Yine de size kim olduğundan biraz bahsedeyim. Sinan Ümmi Elmalı’nın yetiştirdiği nadide şahsiyetlerden biridir. Ümmi Sinan 16. yy’ın ikinci yarısında, 17. yüzyılın birinci yarısında yaşamıştır. Sînan Ûmmi Elmalı’da doğup büyümüş Türk-İslam şairi, mutasavvıfı, müderris alimidir. Asıl adı: Yusuf’tur. Bir beytinde kendisinden bahsederek:
İsmi a’zam bi-nişan û lâ-mekan şehrindendür
Şenr-i Elmalu Sınan Ümmi okurlar adıma demektedir. Ümmi Sinan’ın doğum tarihinin 1553 yıllarında olduğu söylenebilir. Ümmi Sinan’ın tahsil hayatı ile ilgili geniş bilgi yoktur. Öyle ki Sinan Ümmi Elmalı’yı manevi şahsında temsil edecek kadar şöhrete sahiptir. (http://elmali.gov.tr/sinan-i-ummi-hz adresinden alıntıdır.) Daha detaylı bilgi için http://elmali.gov.tr/sinan-i-ummi-hz ziyaret edebilirsiniz.
Yola devam edince Vahib-i Ümmi hazretlerinin türbesine çıktık. Benden tavsiye siz araçla çıkın özellikle hava sıcaksa. Biz hem oruçtuk hem de yürüdük. Nasıl çıktık bir biz bir Allah bilir 😀 En son nefes nefeseydik. Ama çıkınca ilk hatırladığım o ağacın hala orda olmasıydı. Hangi ağaç diyenler için açıklayayım, türbeye girmeden ana kapısında dev gibi bir ağaç bulunuyor. Türünü bilmiyorum, ağaç bilgim zayıf ama yıllardır aynı yerde ve gövdesinden ben bildim bileli su akar. Buzz gibi su ile elimizi yüzümüz yıkayıp çıktık türbeye. Vahib-i Ümmi hazretleri XVI. yüzyıl mutasavvıf şairlerimizdendir. Halveti tarikatının orta kolunu temsil eden Ahmet Şemsü’d-din Marmaravi’den feyz almıştır. Kendileri de, mutasavvıf şair ve yazarlardan Ramazan Armağani ve Elmalılı Şeyh Eroğlu Yahşi Efendi’yi yetiştirmiştir, ayni zamanda Halvetiliğin çevrede etkin bir dergâh hâline gelmesinde öncü olmuştur.
Vahap Ümmi’nin oldukça zengin bir divanı vardır. Ahmet Fikri’nin rık’a hattı ile 1260 (1844) yılında yazılmış bir nüshası, Elmalı Halk Kütüphanesi yazma eserler bölümü 7 numarada kayıtlıdır. Mezarı; Elmalı Pınarbaşı’nda sonradan tekrar yapılan ahşap bir türbe içinde eşi ve iki çocuğu ile bir aradadır.( https://elmali.gov.tr/vehab-i-ummi-hz adresinden alıntıdır.) Her birini tek tek gezip dualarımızı ettik. Sonra arkadaşım bak burada bir mağara var dedi. İçeri girince taşlar üst üste dizilmiş, resimler çizilmişti. Bunların ne olduğunu sorunca, burada dilenen dileklerin gerçek olduğuna inanılır dedi. İnsanlar hayallerini çizmiş, taş taş üstüne koyup ev dilemiş. Bizde dilekler diledik. Sizde o tarafa giderseniz mutlaka mağaraya girip dilek dileyin. Tam yerini de tarif edeyim size, türbeye girmeden sağda musluklar var. Abdest almak isteyenler vs. için. Tam onun üzerinde, küçük bir yerden giriyorsunuz. Ben bile zorlandım girerken 😀 (1.60’ım, siz kendinizi ona göre hesaplayın.) En son dualarımızı ettikten sonra türbenin arkasını dolanıp güzel bir bankta oturduk. Türbenin etrafı çamlık ve tertemiz bir hava vardı. Bir süre oturduk.
İftar için ayrıldık. İftardan sonra yol boyu yapalım dediler. Tamam dedim. Kadir gecesi diye lokma dağıtanlar, dua edenler, pamuk şeker dağıtanlar vs. her yer açıktı. İnsan kaynıyordu. Kaybolmayayım diye arkadaşlarıma yakın yürüyordum. Ama çok güzel bir atmosferi vardı.
Benim için hem manevi olarak hem de dini olarak doyum sağladığım bir gezi oldu. Çocukken anlamadığım şeyleri daha iyi anladım. Zaten insan belli yaştan sonra bazı şeyleri daha net anlıyor. Benimde size tavsiyem mutlaka gezin, görün. Sonra da bana fotolarınızı atın <3 Ben sizler için sosyal medya hesabımda anlattığım yerlerin kısa bir videosunu ekleyeceğim, göz atabilirsiniz. Ayrıca bu muhteşem gezide bana eşlik eden canım arkadaşlarıma da tekrar buradan teşekkür ederim. Keyifli geziler 🙂
Ana Sayfa Sohbet-Muhabbet








